Zeynep
Tecrübeli Üye
Allahı seven ona güvenir?
Allah’ı sevmek, sadece dil ile “Seviyorum” demek değildir. O’nu sevmek; kalbinin yönünü O’na çevirmek, kararlarında O’nun rızasını gözetmek ve hayatını O’nun hoşnutluğunu kazanma niyetiyle yaşamaktır.
İnsan sevdiğini sık sık hatırlar. Bu yüzden Allah sevgisi kalbe yerleştiğinde kul, yalnız kaldığında da O’nu anar, kalabalıklar içinde de O’nu unutmaz. Sevinç geldiğinde şükreder, zorluk geldiğinde sabreder. Çünkü bilir ki her şey O’ndan gelir ve yine O’na döner.
Allah’a itaat ise bir yük değil, kulun Rabbine duyduğu sevginin en güzel göstergesidir. İnsan sevdiğinin sözünü dinlemekten rahatsız olmaz. Bilakis, onun istediği gibi yaşamaktan huzur duyar. Allah’ın emirleri de kulu zorlamak için değil, onu korumak, olgunlaştırmak ve gerçek huzura ulaştırmak için vardır.
Dünya insanı birçok yöne çağırır; nefis başka bir yöne, korkular başka bir yöne çeker. Fakat kalbinde Allah sevgisi büyüyen kişi, her adımında şu soruyu sorar: “Bu davranış Rabbimin razı olacağı bir davranış mı?”
İşte gerçek huzur da burada başlar. Çünkü insan, Allah’tan uzaklaştıkça kalabalıkların içinde bile yalnızlaşır; Allah’a yaklaştıkça yalnızken bile kendini güvende hisseder. Kalbin aradığı huzur makamda, servette veya insanların takdirinde değil; Rabbine yakın olmaktadır.
Allah sevgisiyle yaşayan bir kalp bilir ki, her gecenin ardından bir sabah vardır. Her zorluğun içinde bir hikmet, her bekleyişin içinde bir rahmet saklıdır. Bu yüzden kulun görevi endişeyi büyütmek değil, teslimiyeti büyütmektir.
Allah’ı seven, O’na güvenir.
Allah’a güvenen, O’na teslim olur.
Allah’a teslim olan ise kalbinin gerçek huzurunu bulur...
İnsan sevdiğini sık sık hatırlar. Bu yüzden Allah sevgisi kalbe yerleştiğinde kul, yalnız kaldığında da O’nu anar, kalabalıklar içinde de O’nu unutmaz. Sevinç geldiğinde şükreder, zorluk geldiğinde sabreder. Çünkü bilir ki her şey O’ndan gelir ve yine O’na döner.
Allah’a itaat ise bir yük değil, kulun Rabbine duyduğu sevginin en güzel göstergesidir. İnsan sevdiğinin sözünü dinlemekten rahatsız olmaz. Bilakis, onun istediği gibi yaşamaktan huzur duyar. Allah’ın emirleri de kulu zorlamak için değil, onu korumak, olgunlaştırmak ve gerçek huzura ulaştırmak için vardır.
Dünya insanı birçok yöne çağırır; nefis başka bir yöne, korkular başka bir yöne çeker. Fakat kalbinde Allah sevgisi büyüyen kişi, her adımında şu soruyu sorar: “Bu davranış Rabbimin razı olacağı bir davranış mı?”
İşte gerçek huzur da burada başlar. Çünkü insan, Allah’tan uzaklaştıkça kalabalıkların içinde bile yalnızlaşır; Allah’a yaklaştıkça yalnızken bile kendini güvende hisseder. Kalbin aradığı huzur makamda, servette veya insanların takdirinde değil; Rabbine yakın olmaktadır.
Allah sevgisiyle yaşayan bir kalp bilir ki, her gecenin ardından bir sabah vardır. Her zorluğun içinde bir hikmet, her bekleyişin içinde bir rahmet saklıdır. Bu yüzden kulun görevi endişeyi büyütmek değil, teslimiyeti büyütmektir.
Allah’ı seven, O’na güvenir.
Allah’a güvenen, O’na teslim olur.
Allah’a teslim olan ise kalbinin gerçek huzurunu bulur...