Pixie
Moderator
Dicle’nin Sandalı | Nazan Bekiroğlu
Dicle’nin Sandalı | Nazan Bekiroğlu
Yazar: Prof. Dr. Nazan Bekiroğlu
Yayınevi: Timaş Yayınları
Tür: Roman
Sayfa Sayısı: 416
Yayın Tarihi: 7 Ekim 2026
ISBN: 9786050849998
Tarih boyunca insanlar birbirlerini anlamaya çalıştı. Diller değişti, şehirler değişti, medeniyetler değişti… Peki kelimeler gerçekten insanları birbirine bağlamaya yeter mi?
Nazan Bekiroğlu’nun yeni romanı Dicle’nin Sandalı, okuyucuyu 10. yüzyılın Bağdat’ına götürüyor.
Abbasilerin kalbinde bir hikâye
Hikâyenin merkezinde, ilimlerin, kültürlerin ve farklı dillerin buluşma noktası olan Beytü’l Hikme bulunuyor.
Burada eğitim gören genç ve yetenekli Süryani çevirmen Yuhanna, kelimeler arasında büyümüş ve farklı dillerin dünyasında yaşamayı öğrenmiştir.
Fakat Yuhanna bir gün önemli bir gerçekle karşılaşır:
Bildiği bütün diller, anlatmak istediği şeyi anlatmaya yetmemektedir.
Kelimeler insanları birbirine yaklaştırabilir mi?
Romanın en dikkat çekici sorularından biri burada ortaya çıkıyor.
Bir dildeki anlam başka bir dile tamamen aktarılabilir mi?
İnsanlar arasında gerçek bir anlaşmayı sağlayacak ortak bir dil mümkün müdür?
Yuhanna’nın yolculuğu yalnızca bir çevirmenin hikâyesi olmaktan çıkar ve insanlığın en eski meselelerinden birine dönüşür:
Birbirimizi gerçekten anlayabilir miyiz?
Bağdat’tan Babil’e, Endülüs’e
Nazan Bekiroğlu, hikâyeyi yalnızca 10. yüzyıl Bağdat’ıyla sınırlamıyor.
Roman; Bağdat’ın renkli ve karmaşık atmosferinden Babil Kulesi’nin gölgesine, oradan da Endülüs medeniyetine uzanan geniş bir coğrafyada ilerliyor.
Aşk, inanç, dil ve insanın kusursuz anlaşma arayışı aynı hikâyede buluşuyor.
Tarih, aşk ve dil
Dicle’nin Sandalı, tarihî atmosferi güçlü bir roman olmasının yanında, insan ilişkileri üzerine de düşündüren bir eser.
Dicle’nin sürekli akan sularına benzeyen bir hikâyede; değişen şehirler, farklı diller ve birbirini anlamaya çalışan insanlar karşımıza çıkıyor.
Belki de romanın asıl sorusu şu:
Aynı dili konuşmak, gerçekten aynı şeyi anlamaya yeter mi?
Kitap kimlere hitap ediyor?
Tarihî romanları, güçlü karakterleri ve geçmiş medeniyetlerin atmosferini seven okuyucuların ilgisini çekebilecek bir eser.
Özellikle dil, aşk, inanç, kültür ve insan ilişkileri üzerine düşündüren romanlardan hoşlananlar için dikkat çekici bir seçenek.
Dicle’nin Sandalı, 10. yüzyıl Bağdat’ından başlayarak insanlığın ortak bir dil ve gerçek bir anlaşma arayışının izini süren görkemli bir roman olarak okuyucuyla buluşuyor.
Sizce insanlar aynı dili konuşmadan da birbirlerini gerçekten anlayabilir mi?
Nazan Bekiroğlu’nun Dicle’nin Sandalı kitabını okumayı düşünüyor musunuz? Okuyan arkadaşlarımız kitap hakkındaki düşüncelerini paylaşabilir.
Yazar: Prof. Dr. Nazan Bekiroğlu
Yayınevi: Timaş Yayınları
Tür: Roman
Sayfa Sayısı: 416
Yayın Tarihi: 7 Ekim 2026
ISBN: 9786050849998
Tarih boyunca insanlar birbirlerini anlamaya çalıştı. Diller değişti, şehirler değişti, medeniyetler değişti… Peki kelimeler gerçekten insanları birbirine bağlamaya yeter mi?
Nazan Bekiroğlu’nun yeni romanı Dicle’nin Sandalı, okuyucuyu 10. yüzyılın Bağdat’ına götürüyor.
Abbasilerin kalbinde bir hikâye
Hikâyenin merkezinde, ilimlerin, kültürlerin ve farklı dillerin buluşma noktası olan Beytü’l Hikme bulunuyor.
Burada eğitim gören genç ve yetenekli Süryani çevirmen Yuhanna, kelimeler arasında büyümüş ve farklı dillerin dünyasında yaşamayı öğrenmiştir.
Fakat Yuhanna bir gün önemli bir gerçekle karşılaşır:
Bildiği bütün diller, anlatmak istediği şeyi anlatmaya yetmemektedir.
Kelimeler insanları birbirine yaklaştırabilir mi?
Romanın en dikkat çekici sorularından biri burada ortaya çıkıyor.
Bir dildeki anlam başka bir dile tamamen aktarılabilir mi?
İnsanlar arasında gerçek bir anlaşmayı sağlayacak ortak bir dil mümkün müdür?
Yuhanna’nın yolculuğu yalnızca bir çevirmenin hikâyesi olmaktan çıkar ve insanlığın en eski meselelerinden birine dönüşür:
Birbirimizi gerçekten anlayabilir miyiz?
Bağdat’tan Babil’e, Endülüs’e
Nazan Bekiroğlu, hikâyeyi yalnızca 10. yüzyıl Bağdat’ıyla sınırlamıyor.
Roman; Bağdat’ın renkli ve karmaşık atmosferinden Babil Kulesi’nin gölgesine, oradan da Endülüs medeniyetine uzanan geniş bir coğrafyada ilerliyor.
Aşk, inanç, dil ve insanın kusursuz anlaşma arayışı aynı hikâyede buluşuyor.
Tarih, aşk ve dil
Dicle’nin Sandalı, tarihî atmosferi güçlü bir roman olmasının yanında, insan ilişkileri üzerine de düşündüren bir eser.
Dicle’nin sürekli akan sularına benzeyen bir hikâyede; değişen şehirler, farklı diller ve birbirini anlamaya çalışan insanlar karşımıza çıkıyor.
Belki de romanın asıl sorusu şu:
Aynı dili konuşmak, gerçekten aynı şeyi anlamaya yeter mi?
Kitap kimlere hitap ediyor?
Tarihî romanları, güçlü karakterleri ve geçmiş medeniyetlerin atmosferini seven okuyucuların ilgisini çekebilecek bir eser.
Özellikle dil, aşk, inanç, kültür ve insan ilişkileri üzerine düşündüren romanlardan hoşlananlar için dikkat çekici bir seçenek.
Dicle’nin Sandalı, 10. yüzyıl Bağdat’ından başlayarak insanlığın ortak bir dil ve gerçek bir anlaşma arayışının izini süren görkemli bir roman olarak okuyucuyla buluşuyor.
Sizce insanlar aynı dili konuşmadan da birbirlerini gerçekten anlayabilir mi?
Nazan Bekiroğlu’nun Dicle’nin Sandalı kitabını okumayı düşünüyor musunuz? Okuyan arkadaşlarımız kitap hakkındaki düşüncelerini paylaşabilir.