Sonbahar
Tecrübeli Üye
Hz Hacer Kimdir?
`Hz. Hacer kimdir?` 
Hz. Sâre ile evli olan Hz. İbrâhim (AS) uzun süre çocuk sahibi olamamıştı. Zaman zaman dualarında "Rabbim bana sâlihlerden olacak bir evlât ver!" `(Sâffât, 100)` niyazıyla Allah'a yalvaran Hz. İbrahim'in (AS) evlat hasreti çekmesine üzülen Hz. Sâre, eşinden Mısırlı hizmetçisi Hâcer'i ikinci eş olarak nikahlamasını istemişti.
Bu evlilikten İsmail ismini verdikleri bir oğlu dünyaya geldi, Hz. İbrahim'in… Ancak eşi Hz. Sâre, bebek İsmail'i ve annesini kıskanarak onları evden uzaklaştırmasını istedi eşinden… Hz. İbrahim (AS) nasıl davranacağı konusunda tereddüt yaşayınca Allah Teâlâ kendisine Hâcer ve oğlunu alıp Mekke'ye gitmelerini emretti. Hicret yolculukları, temelleri kumlarla örtülü Kâbe'nin bulunduğu yerde, Ebu Kubeys Dağı eteklerinde bir ağaç gölgeliğinde son buldu.
O sırada tamamen ıssız ve kupkuru bir vadiden ibaret olan Mekke'ye hicret eden Hz. Hâcer, eşi Hz. İbrâhim'e (AS), "Bizi hiçbir ekinin bitmediği ve kimsenin yaşamadığı bu vadiye bırakıp gidecek misin?" diye sormuştu. İki kez sorduğu soruya cevap alamayınca, bu defa "Bunu sana Allah Teâlâ mı emretti?" diye sordu. Bu soruya Hz. İbrahim (AS), *"Evet!" cevabını vererek, bunu Allah'ın emriyle yaptığını ifade ettİ. Hz. Hâcer bu cevaba karşılık asırlarca hatırlanacak şu sözleri söyledi: "Mâdem sana bunu emrettiyse, Allah bizi asla sahipsiz bırakmaz, O'na olan itimadımızı zâyi etmez!"
Eşinin bu teslimiyet dolu sözleri üzerine teselli bulan Hz. İbrahim (AS) onlardan ayrıldıktan sonra biraz uzaklaştığında ellerini açarak Allah Teâlâ'ya şöyle niyazda bulunmuştu:
"Ey Rabbimiz, ey sahibimiz! Ben ailemden bir kısmını senin Beytülharâm'ının yanına getirdim ve onları şu çorak vadiye yerleştirdim. İsterim ki, onlar namazı dosdoğru kılan kimseler olsunlar. Sen de insanların gönlünü onlara meylettir (gelip komşuları olsunlar) ve onlara çeşitli meyvelerden rızıklar ver ki, sana şükreden kullarından olsunlar." `(İbrâhîm, 37)`
Hz. Sâre ile evli olan Hz. İbrâhim (AS) uzun süre çocuk sahibi olamamıştı. Zaman zaman dualarında "Rabbim bana sâlihlerden olacak bir evlât ver!" `(Sâffât, 100)` niyazıyla Allah'a yalvaran Hz. İbrahim'in (AS) evlat hasreti çekmesine üzülen Hz. Sâre, eşinden Mısırlı hizmetçisi Hâcer'i ikinci eş olarak nikahlamasını istemişti.
Bu evlilikten İsmail ismini verdikleri bir oğlu dünyaya geldi, Hz. İbrahim'in… Ancak eşi Hz. Sâre, bebek İsmail'i ve annesini kıskanarak onları evden uzaklaştırmasını istedi eşinden… Hz. İbrahim (AS) nasıl davranacağı konusunda tereddüt yaşayınca Allah Teâlâ kendisine Hâcer ve oğlunu alıp Mekke'ye gitmelerini emretti. Hicret yolculukları, temelleri kumlarla örtülü Kâbe'nin bulunduğu yerde, Ebu Kubeys Dağı eteklerinde bir ağaç gölgeliğinde son buldu.
O sırada tamamen ıssız ve kupkuru bir vadiden ibaret olan Mekke'ye hicret eden Hz. Hâcer, eşi Hz. İbrâhim'e (AS), "Bizi hiçbir ekinin bitmediği ve kimsenin yaşamadığı bu vadiye bırakıp gidecek misin?" diye sormuştu. İki kez sorduğu soruya cevap alamayınca, bu defa "Bunu sana Allah Teâlâ mı emretti?" diye sordu. Bu soruya Hz. İbrahim (AS), *"Evet!" cevabını vererek, bunu Allah'ın emriyle yaptığını ifade ettİ. Hz. Hâcer bu cevaba karşılık asırlarca hatırlanacak şu sözleri söyledi: "Mâdem sana bunu emrettiyse, Allah bizi asla sahipsiz bırakmaz, O'na olan itimadımızı zâyi etmez!"
Eşinin bu teslimiyet dolu sözleri üzerine teselli bulan Hz. İbrahim (AS) onlardan ayrıldıktan sonra biraz uzaklaştığında ellerini açarak Allah Teâlâ'ya şöyle niyazda bulunmuştu:
"Ey Rabbimiz, ey sahibimiz! Ben ailemden bir kısmını senin Beytülharâm'ının yanına getirdim ve onları şu çorak vadiye yerleştirdim. İsterim ki, onlar namazı dosdoğru kılan kimseler olsunlar. Sen de insanların gönlünü onlara meylettir (gelip komşuları olsunlar) ve onlara çeşitli meyvelerden rızıklar ver ki, sana şükreden kullarından olsunlar." `(İbrâhîm, 37)`