Pixie
Acemi Üye
Kardelen Neden Karın Altında Açtı? | Umudun ve Karşılıksız Aşkın Hikâyesi
Kardelen Neden Karın Altında Açtı?
Her yer bembeyazken…
Toprak buz tutmuşken…
Ve diğer bütün çiçekler baharı beklerken…
Bir çiçek neden karın altından çıkmayı seçer?
Bu, kardelenin hikâyesidir.
Bir zamanlar çiçeklerin birbirleriyle konuşabildiği söylenirmiş.
Her çiçek, baharın gelişini beklerken kendi güzelliğiyle övünürmüş.
Renkli çiçekler güneşe kavuşmak için sabırsızlanır, birbirlerine bakıp:
“Bahar geldiğinde en güzel biz olacağız,” derlermiş.
Ama kardelen sessizmiş.
Küçücük, beyaz ve narin…
Kimse onun büyük bir güzelliğe sahip olduğunu düşünmezmiş.
Bir gün kardelen, baharın habercisi olan bir çiçeğe gönül vermiş.
Onu her gördüğünde kalbi hızla atarmış.
Ama sevdiği çiçek onun farkında bile değilmiş.
Kardelen beklemiş.
Günler geçmiş.
Geceler geçmiş.
Kış yaklaşmış.
Diğer çiçekler birer birer toprağın altına çekilmiş.
Kardelen ise hâlâ bekliyormuş.
Sonunda dayanamayarak toprağın altından başını çıkarmış.
Her taraf karla kaplıymış.
Soğuk, sert ve acımasızmış.
Ama kardelen vazgeçmemiş.
Çünkü sevdiğine ulaşmak için baharı beklemek istememiş.
Kendi baharını kendisi yaratmak istemiş.
Karların arasından yükselmiş.
Beyaz başını gökyüzüne çevirmiş.
Fakat beklediği kişi gelmemiş.
Günlerce onu beklemiş.
Hiçbir çiçek açmamış.
Hiçbir ses duyulmamış.
Kardelen sonunda anlamış ki…
Bazı sevgiler, karşılık bulmak için değil;
sevebilmiş olmanın güzelliğini yaşamak için vardır.
Ve o gün kardelenin başı eğilmiş.
Soğuktan değil…
Hayal kırıklığından.
O günden sonra insanlar kardeleni gördüklerinde yalnızca bir çiçek görmediler.
Onun beyazlığında masumiyeti…
Karın içinden yükselişinde umudu…
Boynunu eğişinde ise karşılıksız sevginin hüznünü gördüler.
Belki de bu yüzden kardelenin anlamı yalnızca aşk değildir.
Kardelen bize başka bir şey daha söyler:
Hayat bazen sana baharı vermeyebilir.
Ama bu, çiçek açamayacağın anlamına gelmez.
Bazen herkesin beklediği zamanı beklemek yerine…
Kendi zamanında açman gerekir.
Ve bazen en güzel çiçekler,
en zor şartlarda açar.
Kardelen bu yüzden umudun çiçeğidir.
Çünkü karın altında bile hayatın devam ettiğini bize hatırlatır.
Belki sen de şu anda hayatının kışındasın.
Her şey durmuş gibi…
Hiçbir şey değişmeyecekmiş gibi…
Beklediğin kişi gelmeyecekmiş gibi…
Ama unutma:
Kardelen de baharı görmeden açtı.
Belki senin de baharın henüz gelmedi.
Ama bu, hikâyenin bittiği anlamına gelmez.
Bazen umut,
tam da en soğuk gecenin ardından
karların arasından başını çıkarır.
Ve işte o zaman anlarsın:
Bazı çiçekler baharı beklemez.
Baharın geleceğine inanarak açar.
“HERKES BAHARI BEKLERKEN…”
Kışın ortasında bir çiçek açabilir mi?Her yer bembeyazken…
Toprak buz tutmuşken…
Ve diğer bütün çiçekler baharı beklerken…
Bir çiçek neden karın altından çıkmayı seçer?
Bu, kardelenin hikâyesidir.
Bir zamanlar çiçeklerin birbirleriyle konuşabildiği söylenirmiş.
Her çiçek, baharın gelişini beklerken kendi güzelliğiyle övünürmüş.
Renkli çiçekler güneşe kavuşmak için sabırsızlanır, birbirlerine bakıp:
“Bahar geldiğinde en güzel biz olacağız,” derlermiş.
Ama kardelen sessizmiş.
Küçücük, beyaz ve narin…
Kimse onun büyük bir güzelliğe sahip olduğunu düşünmezmiş.
Bir gün kardelen, baharın habercisi olan bir çiçeğe gönül vermiş.
Onu her gördüğünde kalbi hızla atarmış.
Ama sevdiği çiçek onun farkında bile değilmiş.
Kardelen beklemiş.
Günler geçmiş.
Geceler geçmiş.
Kış yaklaşmış.
Diğer çiçekler birer birer toprağın altına çekilmiş.
Kardelen ise hâlâ bekliyormuş.
Sonunda dayanamayarak toprağın altından başını çıkarmış.
Her taraf karla kaplıymış.
Soğuk, sert ve acımasızmış.
Ama kardelen vazgeçmemiş.
Çünkü sevdiğine ulaşmak için baharı beklemek istememiş.
Kendi baharını kendisi yaratmak istemiş.
Karların arasından yükselmiş.
Beyaz başını gökyüzüne çevirmiş.
Fakat beklediği kişi gelmemiş.
Günlerce onu beklemiş.
Hiçbir çiçek açmamış.
Hiçbir ses duyulmamış.
Kardelen sonunda anlamış ki…
Bazı sevgiler, karşılık bulmak için değil;
sevebilmiş olmanın güzelliğini yaşamak için vardır.
Ve o gün kardelenin başı eğilmiş.
Soğuktan değil…
Hayal kırıklığından.
O günden sonra insanlar kardeleni gördüklerinde yalnızca bir çiçek görmediler.
Onun beyazlığında masumiyeti…
Karın içinden yükselişinde umudu…
Boynunu eğişinde ise karşılıksız sevginin hüznünü gördüler.
Belki de bu yüzden kardelenin anlamı yalnızca aşk değildir.
Kardelen bize başka bir şey daha söyler:
Hayat bazen sana baharı vermeyebilir.
Ama bu, çiçek açamayacağın anlamına gelmez.
Bazen herkesin beklediği zamanı beklemek yerine…
Kendi zamanında açman gerekir.
Ve bazen en güzel çiçekler,
en zor şartlarda açar.
Kardelen bu yüzden umudun çiçeğidir.
Çünkü karın altında bile hayatın devam ettiğini bize hatırlatır.
Belki sen de şu anda hayatının kışındasın.
Her şey durmuş gibi…
Hiçbir şey değişmeyecekmiş gibi…
Beklediğin kişi gelmeyecekmiş gibi…
Ama unutma:
Kardelen de baharı görmeden açtı.
Belki senin de baharın henüz gelmedi.
Ama bu, hikâyenin bittiği anlamına gelmez.
Bazen umut,
tam da en soğuk gecenin ardından
karların arasından başını çıkarır.
Ve işte o zaman anlarsın:
Bazı çiçekler baharı beklemez.
Baharın geleceğine inanarak açar.