Feride
Çalışkan Üye
Çekiç Ali Biyografisi (Hayatı)
Çekiç Ali Biyografisi (Hayatı)
Kırşehir Bozlaklarının Çekiç Gibi Vuran Sesi
Bazı sanatçılar büyük sahnelerde yetişir.Bazıları ise bir köy odasında, düğünlerde, imece sofralarında ve halkın arasında...
Çekiç Ali, ikinci hikâyenin insanıydı.
Onun hayatında konservatuvarlar, büyük müzik okulları ya da akademik eğitimler yoktu.
Onun okulu Anadolu'ydu.
Sazı ise hayatı boyunca yanında taşıdığı en önemli yol arkadaşı oldu.
Çekiç Ali, Kırşehir'in Kaman ilçesine bağlı Meşe köyünde doğdu. Asıl adı Ali Ersan idi. Kırşehir Valiliği ve bölge kaynaklarında doğum yılı 1932 olarak veriliyor.
Bugün Kırşehir bozlakları denildiğinde akla gelen en önemli isimlerden biri olmasının temelleri de daha çocukluk yıllarında atıldı.
Çocukluğu ve Sazla Tanışması
Çekiç Ali'nin çocukluğu, Anadolu'nun kırsal yaşamının içinde geçti.Henüz küçük yaşlardayken köy odalarında saz çalmaya başladı. Sazın olmadığı zamanlarda ise kendi imkânlarıyla çalgı yapmaya çalışıyordu.
Kaynaklarda, çocukluk döneminde annesinin dere kenarında çamaşır yıkarken kullandığı tokaçtan saz yaptığı ve bu sazla çalmaya başladığı aktarılıyor.
Bu ayrıntı, onun müzikle kurduğu ilişkinin ne kadar erken başladığını gösteriyor.
Çekiç Ali'nin müzik eğitimi de geleneksel anlamda bir okulda gerçekleşmedi.
O, kendi kendini yetiştiren "alaylı" sanatçılar kuşağının bir mensubuydu. Kırşehir'in ve Orta Anadolu'nun müzik kültürünü yaşayarak öğrendi.
Henüz çocuk yaşlarında köy odalarında saz çalıyor, ilerleyen yıllarda düğünlerde çalgıcılık yapıyordu.
Düğünler onun için yalnızca geçimini sağladığı yerler değildi.
Aynı zamanda halk müziğini yaşayarak öğrendiği, repertuvarını geliştirdiği ve kendisini dinleyen insanlarla doğrudan bağ kurduğu ortamlardı.
Çekiç Ali Lakabının Hikâyesi
Peki Ali Ersan nasıl oldu da bütün Türkiye'nin tanıyacağı Çekiç Ali adına dönüştü?Kaynaklarda lakabın, onun çevikliği, ataklığı ve özellikle saz çalışındaki canlılık ve hızından dolayı verildiği anlatılıyor.
Saz çalarken parmaklarının ve tezene vuruşlarının hızlılığı, çevresindekilerin dikkatini çekmişti.
Bir süre sonra "Çekiç" lakabı, Ali'nin adından daha fazla kullanılmaya başladı.
Fakat Çekiç Ali adının daha sonra resmî olarak soyadına dönüşmesinin arkasında başka bir olay daha vardı.
Kaynaklarda, İstanbul'daki bir plak şirketinin sanatçıya ait bir plağı izinsiz biçimde çoğaltıp yayımladığı ve itiraz üzerine "senin adın Çekiç Ali değil, Ali Ersan" şeklinde karşılık verdiği anlatılıyor.
Bunun ardından Ali Ersan, halk arasında zaten benimsenmiş olan Çekiç Ali adını hukuken resmileştirerek Çekiç soyadını aldı.
Böylece Ali Ersan, resmî olarak da Ali Çekiç adına dönüştü.
Kırşehir'in Düğünlerinden Plaklara
Çekiç Ali, Kırşehir yöresinin düğünlerinde çalıp söyleyerek kendisini geliştirdi.Onun repertuvarında bozlaklar kadar kırık havalar, oyun türküleri ve oyun havaları da önemli yer tutuyordu.
Kırşehir Valiliği, sanatçının okuduğu eserler arasında "Acem Kızı" ve "Aziziye" gibi yöre müziğinin karakteristik örneklerinin bulunduğunu; repertuvarının önemli bir bölümünün oyun türküleri, oyun havaları ve yörede yaşanan olaylardan doğan ağıtlardan oluştuğunu belirtiyor.
Çekiç Ali'nin sesinde Kırşehir'in bozlak geleneğinin kendine özgü özellikleri vardı.
Yanık ve içli bir ses...
Sazında hızlı ve kıvrak bir icra...
Söyleyişinde ise yöreye ait belirgin gırtlak nağmeleri...
Araştırmacı Ahmet Özdemir de Çekiç Ali'nin sesindeki yanıklığı ve Kırşehir yöresine özgü söyleyiş özelliklerini özellikle vurguluyor.
Bu özellikler, onu yalnızca türkü söyleyen bir sanatçı olmaktan çıkararak Kırşehir müzik geleneğinin önemli temsilcilerinden biri haline getirdi.
Muharrem Ertaş ve Neşet Ertaş'la Aynı Gelenek
Çekiç Ali'nin sanat hayatını Kırşehir'in diğer büyük ozanlarından ayrı düşünmek mümkün değil.Özellikle Muharrem Ertaş ve Neşet Ertaş ile aynı kültürel ve müzikal ortamın içinde yer aldı.
Bazı kaynaklarda Çekiç Ali'nin Muharrem Ertaş'ın yeğeni Fatma Hanım ile evlendiği belirtiliyor. Böylece aile bağları da Kırşehir'in güçlü müzik geleneğinin önemli isimleriyle birleşmiş oldu.
Neşet Ertaş'ın da gençlik döneminde Çekiç Ali'nin yanında düğünlere gittiği ve onunla birlikte müzik yaptığı aktarılıyor.
Bu açıdan bakıldığında Çekiç Ali'nin hayatı yalnızca kendi sanat yolculuğundan ibaret değildi.
O, aynı zamanda Anadolu'nun usta-çırak geleneğinin içinde yetişen bir kuşağın parçasıydı.
1969: Kırşehir Ekibiyle Gelen Birincilik
Çekiç Ali'nin sanat hayatındaki önemli olaylardan biri 1969 yılında gerçekleşti.İstanbul'da düzenlenen 9. Halk Oyunları Festivali'ne Kırşehir halk oyunları ekibiyle katıldı.
Ekibin başında elinde sazıyla Çekiç Ali bulunuyordu.
Kırşehir ekibi yarışmayı birinci tamamladı. Kaynaklarda bu başarıda Kırşehir halk oyunlarının yanı sıra Çekiç Ali'nin oyun havalarını ve türküleri ustalıkla icra etmesinin de önemli rol oynadığı belirtiliyor.
Bu başarı, onun yalnızca düğünlerde ve yerel toplantılarda tanınan bir sanatçı olmadığını, Kırşehir müzik kültürünün daha geniş çevrelere taşınmasında da rol oynadığını gösteriyordu.
Plaklar ve Kasetler
Çekiç Ali'nin yaşadığı dönemde müzik dünyasında plak önemli bir yere sahipti.Sanatçı çok sayıda 45'lik plak ve kaset kaydetti. Ancak günümüzde internette bulunan kaynaklar, bu kayıtların tamamını kronolojik ve güvenilir biçimde listelemiyor.
Bu nedenle doğrulanmamış albüm isimlerini veya kayıt yıllarını kesin bilgi gibi sıralamak doğru olmaz.
Çekiç Ali'nin plak ve kasetlerinde "Kırşehirli Çekiç Ali" adı kullanıldı.
Günümüzde dijital platformlarda ve çeşitli arşivlerde bulunan kayıtları ise onun bıraktığı geniş müzik mirasının yalnızca bir bölümünü temsil ediyor.
Çekiç Ali'nin Öne Çıkan Eserleri
Çekiç Ali'nin adı bugün özellikle Kırşehir yöresinin türkü ve bozlaklarıyla birlikte anılıyor.Kaynaklarda onun repertuvarıyla ilişkilendirilen eserlerden bazıları şunlardır:
- Acem Kızı
- Aziziye
- Topak Daşın Kenarı
- Irafa Koydum Narı
- Çubuk Uzun
- Bağlama Çubuğuna
- Lüleyim
- Çorabın Enine Bak
- Doğar Yaz Ayları
Bu nedenle onun mirasını yalnızca "bestelediği şarkılar" üzerinden değerlendirmek doğru olmaz.
Çekiç Ali'nin asıl gücü, Anadolu'nun sözlü müzik geleneğini kendi sesi ve sazıyla yaşatmasındaydı.
Eşi Fatma Hanım ve Çocukları
Çekiç Ali, Fatma Hanım ile evlendi.Kaynaklarda Fatma Hanım'ın, Muharrem Ertaş'ın kız kardeşinin kızı olduğu belirtiliyor. Bu evlilik sayesinde Çekiç Ali'nin aile hayatı da Kırşehir'in önemli müzik ailelerinden biriyle birleşmiş oldu.
Çekiç Ali ve Fatma Hanım'ın 6 çocuğu, dört erkek ve iki kız çocuğu olduğu bilgisi bazı biyografik kaynaklarda yer alıyor.
Çocuklarından bazıları da babalarının yolundan giderek müziği meslek olarak seçti.
Kaynaklarda:
- Fevzi Çekiç – keman
- Aydın Çekiç – bağlama
- Musa Çekiç – ritim
En küçük oğulları Haydar ise memuriyeti tercih etti.
Çekiç Ali'nin çocuklarının da müzikle ilgilenmesi, onun sanatının aile içinde devam eden yönlerinden birini oluşturdu.
Sağlık Sorunları ve Son Yılları
Çekiç Ali'nin hayatı çok uzun sürmedi.Henüz kırklı yaşlarına bile ulaşmadan ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaştı.
Kaynaklarda Ankara Yüksek İhtisas Hastanesi'nde kalp ameliyatı geçirdiği belirtiliyor.
Ameliyatın ardından yaşamına devam etti.
Fakat sağlık sorunları tamamen geride kalmadı.
Çekiç Ali, 13 Eylül 1973 tarihinde hayatını kaybetti.
Kırşehir Valiliği de sanatçının ölüm tarihini 13 Eylül 1973 olarak veriyor.
Bazı biyografik kaynaklarda ölüm nedeni beyin felci olarak belirtilirken, kalp rahatsızlığı ve daha önce geçirdiği ameliyat da hayatının son döneminin önemli bir parçası olarak aktarılıyor.
Çekiç Ali öldüğünde henüz 41 yaşındaydı.
Kısa bir ömre rağmen geride bıraktığı müzik mirası, Kırşehir'in kültürel hafızasında yaşamaya devam etti.
Kırşehir Bozlaklarının Ustası
Çekiç Ali'nin sanatını yalnızca "türkücü" kelimesiyle anlatmak yeterli değildir.O, Kırşehir'in bozlak geleneğinin önemli icracılarından biriydi.
Bozlaklarda Anadolu insanının acısını, ayrılığını, özlemini ve yaşadığı olayları seslendirdi.
Ağıtlarında yörede yaşanan acıları dile getirdi.
Oyun havalarında ise aynı coğrafyanın neşesini ve hareketini taşıdı.
Yani onun repertuvarında hayatın iki yüzü birlikte vardı:
Acı ve neşe.
Ağıt ve oyun.
Bozlak ve kırık hava.
Bu nedenle Çekiç Ali'nin sesi, yalnızca bir sanatçının sesi değil, yaşadığı coğrafyanın da sesiydi.
Çekiç Ali'nin Sanat Anlayışı
Çekiç Ali'nin eğitimini bir okuldan almadığını daha önce belirtmiştik.Fakat bu, onun müzik konusunda eğitimsiz olduğu anlamına gelmiyordu.
Onun eğitimi Anadolu'nun kendi içindeydi.
Ustaları dinleyerek...
Düğünlerde çalarak...
Köy odalarında saz çalarak...
Halkın arasında yaşayarak...
Ve yıllar boyunca aynı türküleri farklı insanlardan dinleyerek...
Bu geleneksel eğitim, onun kendi üslubunu oluşturmasını sağladı.
Araştırmacıların dikkat çektiği önemli özelliklerden biri de Çekiç Ali'nin icrasındaki doğallık ve kendiliğindenlikti.
Belki de bu yüzden onun türkülerinde yapay bir gösterişten çok, doğrudan insana ulaşan bir taraf vardı.
Ardında Bıraktığı Miras
Çekiç Ali'nin hayatı 41 yıl sürdü.Fakat bir sanatçının bıraktığı mirasın ölçüsü yalnızca yaşadığı yıllarla belirlenmez.
Çekiç Ali, Kırşehir'in bozlak ve türkü geleneğini plaklara ve kasetlere taşıdı.
Köy odalarında başlayan saz yolculuğu, zaman içinde plak şirketlerine, festivallere ve daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı.
Kırşehir Valiliği'nin de belirttiği gibi, onun kıvrak ve atak sazı ile içli ve yanık sesi, Kırşehir müziğinin hafızasında yaşamaya devam ediyor.
Bugün Çekiç Ali'nin adı geçtiğinde akla yalnızca bir sanatçı gelmiyor.
Kırşehir geliyor.
Bozlak geliyor.
Abdal müzik geleneği geliyor.
Düğünler geliyor.
Köy odaları geliyor.
Ve Anadolu'nun yaşanmış hikâyelerini sazıyla ve sesiyle anlatan bir ozan geliyor.
Çekiç Ali'nin Hayatından Geriye Kalan
Meşe köyünde dünyaya gelen Ali Ersan...Çocuk yaşta eline saz alan bir çocuk...
Tokaçtan saz yapan küçük bir müzisyen...
Köy odalarında yetişen bir sanatçı...
Düğünlerde çalarak kendisini geliştiren bir saz ustası...
Çevikliği ve hızlı saz çalışıyla "Çekiç" adını alan bir genç...
Plaklara ve kasetlere sesi ulaşan Kırşehirli bir ozan...
1969'da Kırşehir halk oyunları ekibiyle İstanbul'da birincilik kazanan sanatçı...
Muharrem Ertaş ve Neşet Ertaş gibi büyük isimlerle aynı geleneğin içinde yetişen bir usta...
Ve henüz 41 yaşında hayata veda eden Çekiç Ali...
Onun hayatı kısa sürdü.
Ama sesi kısa sürmedi.
Çünkü bazı sanatçılar öldükten sonra sessizleşmez.
Söyledikleri türkülerde yaşamaya devam eder.
Çekiç Ali de onlardan biri oldu.
Kırşehir'in bozkırından yükselen o yanık ses, aradan geçen yıllara rağmen hâlâ duyuluyor.
Ve bugün bir bozlakta Çekiç Ali'nin sesi duyulduğunda, aslında yalnızca bir türkü dinlenmiyor.
Bir dönemin Anadolu'su...
Bir halkın hafızası...
Ve kısa bir ömre sığdırılmış koca bir müzik hikâyesi yeniden canlanıyor.