Zeynep
Çalışkan Üye
Kalbi aç olanı dünya doyuramaz?
Modern dünya bize sürekli şunu fısıldıyor:
“Daha fazlasını hak ediyorsun.”
“Daha iyisi mümkün.”
“Daha fazlasına sahip olmalısın.”
Bu sesleri o kadar çok duyuyoruz ki elimizdeki nimetleri fark edemez hâle geliyoruz.
Oysa insanın kalbi sürekli doldurularak değil, bazen durup fark ederek huzur bulur.
Şükür, sadece “Elhamdülillah” demek değildir.
Şükür, sahip olduğu nimetin farkına varmaktır.
İnsan bazen yeni bir nimete değil, mevcut nimeti yeniden görebilecek bir bakışa ihtiyaç duyar.
Çünkü huzur her istediğine kavuşmakta değil; kendisine verilenleri görebilmekte gizlidir.
Belki de bu yüzden insan, her şeye sahip olduğu hâlde mutsuz olabilir.
Ve hiçbir şeye sahip olmadığı hâlde huzurlu olabilir.
Çünkü doyumsuzluk dışarıdaki eksiklikten değil, içerideki açlıktan doğar...
“Daha fazlasını hak ediyorsun.”
“Daha iyisi mümkün.”
“Daha fazlasına sahip olmalısın.”
Bu sesleri o kadar çok duyuyoruz ki elimizdeki nimetleri fark edemez hâle geliyoruz.
Oysa insanın kalbi sürekli doldurularak değil, bazen durup fark ederek huzur bulur.
Şükür, sadece “Elhamdülillah” demek değildir.
Şükür, sahip olduğu nimetin farkına varmaktır.
İnsan bazen yeni bir nimete değil, mevcut nimeti yeniden görebilecek bir bakışa ihtiyaç duyar.
Çünkü huzur her istediğine kavuşmakta değil; kendisine verilenleri görebilmekte gizlidir.
Belki de bu yüzden insan, her şeye sahip olduğu hâlde mutsuz olabilir.
Ve hiçbir şeye sahip olmadığı hâlde huzurlu olabilir.
Çünkü doyumsuzluk dışarıdaki eksiklikten değil, içerideki açlıktan doğar...