Mert-Kaan
Forum Sahibi
Yaşlı Eller`de Güvercin olmak!
Yaşlı Eller`de Beyaz Güvercin olmak!
Güvercin ve Yaşlı Kadın;
Elinde bir güvercin tutuyordu yaşlı kadın.
Avuçlarının arasında ürkekçe çırpınan o küçücük can,
Tüyleri bembeyazdı zamanın akı karasıyla yarışan bir beyazlık.
Kadının parmak uçları titriyordu; yaşlılıktan mı,
Yoksa bir vedaya yaklaştığını hissettiği için mi, kim bilir.
Güvercin hafifçe başını kaldırdı. Kadının gözlerine baktı,
orada bir deniz gördü belki, içinde dalgalar çoktan durulmuş,
Ama tuzu hâlâ yanaklarında kurumuş bir deniz.
Kadın o bakışta kendini buldu; gençliğini,
Sevdiği adamı, ilk defa bir güvercini gökyüzüne bıraktığı günü…
“Git,” diye fısıldadı, “ama beni de biraz götür.”
Sesi bir anne duası gibi yumuşak, bir veda kadar kırılgandı.
Biliyordu, elini açtığı an sadece bir kuş uçmayacaktı.
O an, yıllar boyunca içinde sakladığı bütün gençlik hevesleri,
Bir Bahar sabahının kokusu,
Aynada bir zamanlar parlayan gözleri de kanatlanacaktı.
Belki de o yüzden bekledi.
Bir an daha tutmak istedi o sıcaklığı, o çırpınışı.
İnsan bazen yalnızca bir kuşun nabzında kendi yaşamını duyar.
Sonunda, elleri açıldı. Güvercin gökyüzüne karıştı,
kadının bakışlarıysa onun ardından uzun uzun süzüldü.
O an fark etti.Gençlik gitmemişti aslında. O,
Gökyüzünde bir daire çizip geri dönmüştü
Kalbinin üzerine konmak için.
Ve kadın, içten içe gülümsedi.
Çünkü bazı vedalar, insanı eksiltmez.
Bazı vedalar, insanı tamamlar.
Ellerinde Büyüdüğüm Yaslı Ellere Rahmetle...
Güvercin ve Yaşlı Kadın;
Elinde bir güvercin tutuyordu yaşlı kadın.
Avuçlarının arasında ürkekçe çırpınan o küçücük can,
Tüyleri bembeyazdı zamanın akı karasıyla yarışan bir beyazlık.
Kadının parmak uçları titriyordu; yaşlılıktan mı,
Yoksa bir vedaya yaklaştığını hissettiği için mi, kim bilir.
Güvercin hafifçe başını kaldırdı. Kadının gözlerine baktı,
orada bir deniz gördü belki, içinde dalgalar çoktan durulmuş,
Ama tuzu hâlâ yanaklarında kurumuş bir deniz.
Kadın o bakışta kendini buldu; gençliğini,
Sevdiği adamı, ilk defa bir güvercini gökyüzüne bıraktığı günü…
“Git,” diye fısıldadı, “ama beni de biraz götür.”
Sesi bir anne duası gibi yumuşak, bir veda kadar kırılgandı.
Biliyordu, elini açtığı an sadece bir kuş uçmayacaktı.
O an, yıllar boyunca içinde sakladığı bütün gençlik hevesleri,
Bir Bahar sabahının kokusu,
Aynada bir zamanlar parlayan gözleri de kanatlanacaktı.
Belki de o yüzden bekledi.
Bir an daha tutmak istedi o sıcaklığı, o çırpınışı.
İnsan bazen yalnızca bir kuşun nabzında kendi yaşamını duyar.
Sonunda, elleri açıldı. Güvercin gökyüzüne karıştı,
kadının bakışlarıysa onun ardından uzun uzun süzüldü.
O an fark etti.Gençlik gitmemişti aslında. O,
Gökyüzünde bir daire çizip geri dönmüştü
Kalbinin üzerine konmak için.
Ve kadın, içten içe gülümsedi.
Çünkü bazı vedalar, insanı eksiltmez.
Bazı vedalar, insanı tamamlar.
Ellerinde Büyüdüğüm Yaslı Ellere Rahmetle...